İsrailoğulları, tarih boyunca hep sorun olarak var olmuşlardır. Kendilerine gönderilen onlarca peygambere karşı tutumları mütemadiyen asilik, nankörlük ve zalimlik olmuştur. Bu sebeple tarihte hep bozguncu, katil ve korkak olarak anılmışlardır.

Bir de helak edilişleri, rüsva edilişleri, yerlerinden sürülüşleri ile anılan bir millettir.

Kendilerine Allah’ın dinini (İslam’ı) tebliğ eden, kendi içlerinden çıkan her peygambere yaptıkları hep aynı olmuştur: İhanet, zorbalık, inkâr, yalan, baskı, zulüm… İşte İsrailoğullarının genetik kodları bu gayri insani ve ahlaki mirasla yüklüdür.

Kendilerine gönderilen her peygamberin şeriatı, bir devlet teşekkülüne tekabül ederken; İsrailoğulları her defasında bu devlet teşekkülüne karşı çıkmış, o devlet gibi şeriatı ortadan kaldırmak için ne gerekiyorsa yapmışlardır. Çünkü yasalara boyun eğmek, yasaların insan kalabilme öğütüne ram olmak; bozguncu ve başıboş ahlak toplumu için kabul edilecek bir durum değildir.

Allah’ın yasalarıyla ve peygamberlerin adil yönetimiyle devlet olmayı kabul etmeyen bir halka 2500 yıl sonra 14 Mayıs 1948 yılında kendi kötülüklerini yasallaştırdıkları bir devlet hediye edilerek dünya düzeninde onlara bir meşruiyet hakkı tanınmıştır.

O gündür bu gündür dünyanın başına Siyonizm ile bela olan bu millet bütün kötülüğünü Müslümanlara gösterdikleri için, bütün dünya İslamofobi zihniyetinden dolayı sessiz kalmakta, hatta desteklemektedir. Hâlbuki İsrailoğulları yalnızca Müslümanlara/Filistinlilere değil bütün dünyaya düşmandırlar, bütün dünya için bir kötülük kaynağıdırlar. Tarımdan gıdaya, ilaç sanayisinden silah sanayisine, genetik çalışmalardan kimya laboratuvarlarına insanlık adına zarar verecek her ne varsa İsrailoğulları o işin içindedir, çoğu zaman başrolündedir.

İsrailoğulları için dünya hayatında tek bir üstünlük gayesi vardır. O da paradır. Onlar kendilerine para kazandıracak her güce taparlar. Dinleri, kitapları, zihniyetleri hep bir gaye için onları motive etmiştir: En büyük servete sahip olmak, bütün hazinelere sahip olmak, her insanı kendi için çalıştırmak.

Bunlar için hiçbir toprağın, mabedin, kitabın bir kutsallığı yoktur. Bütün peygamberi dönem buna şahittir. Bunların bir vatan özlemi de yoktur. Zaten tarih boyunca da hep yersiz yurtsuz sığıntı olarak yaşamışlardır. Bu sığıntılık onların kaderi değil bilakis ısrarlı tercihidir. Şu an Filistinlilerden gasp ettikleri topraklara Allah’ın emriyle gitmeleri kendilerine tebliğ edildiğinde “Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin.” denildiğinde dahi buna itiraz etmişler, Musa Aleyhisselam’a: “Sen ve Rabbin gidin, orayı siz kurtarın, hazır olursa biz de gelir yerleşiriz” demişlerdi. Kendilerine vaat edilen toprakları dahi korkaklıklarından dolayı reddeden asalak bir köle ruhlu toplumun devletidir İsrail. Peygamberlerine başkaldırıp reddi miras ettikleri toprakları 2500 yıl sonra bize vaat edilen topraklar diye kutsamaları aslında onların ikiyüzlülüğünü, inkârcılığını, hırsızlığını, haydutluğunu ortaya seren bir belge niteliğindedir.

Günümüz sözde İsrail devletine de böyle sahip olmuşlardır. Masa başında, mücadele etmeden ve başkalarının eliyle… Mücadele onların genetiğinde yoktur, onlar kolaycı ve beleşçidirler.

Bu ahlaksız ve insaniyetsiz mizaçlarından dolayı peygamberi dönemde hep helak edilmiş ve tarih boyunca zalimler eliyle hep yok edilmiş, ziyana uğramışlardır.

MÖ. 721 yılında Asurlular, MÖ. 586 yılında Babiller, 11. Ve 12. Yüzyıllarda Haçlılar, 13., 14. Ve 15. Yüzyıllarda İngiltere, Fransa başta olmak üzere bütün Avrupa milyonlarca Yahudi’yi katletmiş, kılıç artıklarını da ya köleleştirmiş ya da sürmüşlerdir. En son 1941-45 yılları arasında Nazi Almanya’sı Adolf Hitler liderliğinde yaklaşık 6 Milyon Yahudi’yi katlederek soykırıma uğratmıştır.

Ama ne dinden, ne tarihten ne de kendilerine yaşatılanlardan zerrece nasihat almamış, akıllanmamışlardır. Her zaman yeniden zalimlik yapabilecek gücü, yeri ve zamanı kollamışlardır.

İşte bu sebeple İsrailoğullarının devletleşmesi yalnızca Müslümanlar için değil, bütün dünya insanlığı için hatta Siyonizm’e boyun eğmeyen onurlu ve ahlaklı Yahudiler için de bir güvenlik sorunudur.

Tarihin bize öğrettiği İsrailoğullarının bir devlet olarak değil, parça pörçük bütün dünyaya dağılmış azınlık bir grup olarak yaşaması gerekliliğidir. Çünkü azınlık psikolojisi ahlaksız, zorba ve tehlikeli gruplar için en ideal tedavi yöntemidir. Azınlık psikolojisi Siyonistler için korkaklıklarıyla yaşadıkları yerlerde tutunabilmek için en iyi, en zararsız olabilmenin mücadele verme okuludur. Bu okul Siyonistlere “insan olamadıkları zaman” bulunduğu yerlerde yaşayamayacaklarını, tutunamayacaklarını öğretir.

İsrail Devleti karşıtlığını sakın antisemitizm olarak algılamayın! Bu hümanizm soslu hataya düşüp Siyonizmin tuzağına düşmeyin! Yoksa sonunuz Almanya gibi olur! Öyle ki Almanya, yüz yıl önce Hitler eliyle yaptığı soykırımdan derin bir pişmanlık duyduğu halde bugün aynı soykırımı Filistinlilere yapan İsrail Soykırım Devleti’nin zalimliklerini savunur hale gelmiştir.

Batı ve Hristiyan dünyasının bu soykırıma sessizliğini, onların İslam düşmanlığıyla anlamak mümkün ama Müslüman devletlerin kınamaktan öteye geçemeyen samimiyetsiz duruşunu gerçekten anlamak mümkün değil.

Çünkü, Filistin Âlimler Birliği Başkanı Dr. Navvah Tekruri’nin ifadesiyle; ” Filistinlilere yapılan bu tarifsiz zulme ve soykırıma canlarını, mallarını, çocuklarını veya topraklarını korumak için değil, kutsiyeti Allah ve Resulü tarafından belirtilen Mescidi Aksa’ya olan bağlılıkları için yani İslam için maruz kalmaktadırlar.” Yani İslam’dan aldıkları İzzettin gereği olarak İslam için savaşmaktadırlar.

Not: Kimileri İsrail’in bu pervasızca zulmünü meşru müdafaa olarak ifade etmektedir. Bu çok büyük bir yalandır. Meşru müdafaa, bilakis on yıllardır zulme uğrayan Filistin’in hakkını, hukukunu savunmak için saldırıya geçen Hamas’ın saldırısıdır. İsrail terörüne karşı yapılan meşru müdafaayı terör saldırısı olarak nitelendirmek İsrail terörünü meşrulaştırmaktır. Zulme karşı gelenleri suçlamak ise zalimi korumaktır.

Unutmayın, İsrail katletmek ve gasp etmek için savaşıyor, Filistin ise hayatta kalabilmek ve kendini korumak için savaşıyor. İsrail Devleti, Bütün Dünya İçin Bir Güvenlik Sorunudur!

REFERANS GAZETESİ – 10.18.2023