HAYÂTU’S-SAHÂBE’DEN GÜNÜMÜZÜ EN ÇOK İLGİLENDİREN SEÇİLMİŞ HADİSLER

HAYÂTU’S-SAHÂBE’DEN GÜNÜMÜZÜ EN ÇOK İLGİLENDİREN SEÇİLMİŞ HADİSLER

Şeyh Muhammed Yusuf el- Kandehlevî’nin yazmış olduğu Hayâtu’s- Sahâbe’de yer alan 1.173 adet sahâbe yaşantısından nakil edilmiş çoğunluğu Hadis-i Şerif olan bu güzel eserden günümüzde en çok ihtiyaç duyduğumuz, bir soru olarak bilirkişiye sorduğumuzda, Kur’an-ı Kerim ve Sünnet bilgisi ve ahlakıyla cevaplamasını istediğimiz bazı sorularımızın cevabı niteliğindeki çoğu hadis bu nasihatleri, öğütleri, tespitleri ve tecrübeleri birbirimizle paylaşmak ve nasiplenmek niyetiyle ve amel edinmek dileğiyle gündeme getirmek istedim. Ve Hz. Ömer b. el-Hattâb R.A.’nın okuduğu bir hutbe ile başlamak istiyorum. İstifade etmek dileğiyle…

Ömer b. el-Hattâb R.A. Hutbesinde şöyle dedi: ‘ Ey insanlar! Hz. Peygamber’in (SAV) aramızda bulunduğu ve vahyin inmeye devam ettiği zamanlarda Allah Teâlâ sizin halinizi bildiriyordu; böylece bizde sizleri tanımış oluyorduk. Ancak bugün Hz. Peygamber (SAV) gitti ve vahiy de kesildi. Bu yüzden sizi söylediklerinizle ve yaptıklarınızla tanıyoruz. İçinizden kim açıkça hayır ve iyilik yaparsa onu iyi birisi olarak tanır ve severiz. Kimin de kötülük yaptığını görürsek onu da kötü olarak tanır ve kendisine kızarız. İçâleminiz ise sizinle Rabbiniz arasındadır. Ben daha önceleri her Kur’an okuyanın bununAllah’ın rızasını kazanabilmek için yaptığını zannediyordum. Ancak son zamanlarda görüyorum ki bazı kimseler, insanlar arasında bir mevki edinmek ya da çıkar sağlamak için Kur’an okumaktadırlar. Kur’an okurken Allah’ın rızasını gözetin ve diğer amellerinizde de O’nun rızasını kazanmaya çalışın.[1]

1) Hz. Âişe validemiz buyurdular: “Muhammed’in ( SAV ) aile efradı, Medine’ye geldiği günden vefat ettiği ana kadar, üç gün arka arkaya buğday ekmeğiyle karnını doyurmadı.”[2]

2) Hz. Peygamber’e (SAV) biri gelerek: ” Ben açım” dedi. Allah’ın Rasûlü hanımlarına aile efradına haber göndererek o adama yiyecek bir şey yollamalarını istedi. Ancak evde sudan başka hiç bir şey yoktu. Bunun üzerine Hz. peygamber ashâbına dönerek : ” Bu gece bu şahsı kim misafir etmek ister?” Diye sordu. Ensârdan biri: ” Ben misafir ederim, ey Allah’ın Rasûlü ” diyerek o yoksulu alıp evine götürdü.
Eve varınca karısına: Rasûlullah’ın (SAV) misafirini ağırla ya da evde bir şey var mı? Diye sordu. Hanımı: ” Hayır, sadece çocuklarımın yiyeceği kadar bir şey var” dedi. Sahâbi: “Öyleyse çocukları oyala. Sofraya gelmek isterlerse onları uyut. Misafirimiz içeri girince de lambayı söndür. Sofrada biz de yiyormuş gibi yapalım” dedi. Sofraya oturdular misafir karnını doyurdu, onlar da aç yattılar.
Sabahleyin o sahâbî Peygamber’in (SAV) yanına gitti. Onu gören Hz. Peygamber (SAV): ” Bu gece misafirinize yaptıklarınızdan Allah Teâlâ memnun oldu buyurdu.
Bu hadisten sonra şu bilindik hadiste daha çok anlam kazanmaktadır: “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.”[3]

3) Peygamberimizin (SAV) izniyle 15 sahâbi, 615 yılında Habeşistan’a hicret etmiştir. Habeş Kralı Necaşi, kendi din adamlarını da önceden yanına çağırarak, muhacirlere: ” Siz benim dinime de, şu milletlerden birinin dinine de girmediğinize göre, sizin kavminizden ayrılarak tutmuş olduğunuz bu din nasıl bir dindir? diye sorduğunda, Muhacirler adına Cafer b. EbiTalib, tarihi ve manidar cevabıyla İslam dininin ne olduğunu günümüzede ışık tutacak şekilde anlatmıştır.
Ey hükümdar! Diye söze başlayan Cafer b. EbiTalib tarihe şunları not düştü: ” Biz cahiliye halkından bir kavimdik. Putlara tapar, ölmüş hayvan eti yerdik. Bütün kötülükleri yapardık. Akrabalarımızla ilgimizi keser, akraba hakkı gözetmezdik. Komşularımızı unutur, komşuluk vazifelerini yerine getirmezdik. İçimizde güçlü olan güçsüz, zayıf olanı yerdi. Yüce Allah bize kendimizden soyunu sopunu, doğruluğunu, eminliğini, iffet ve nezahatini bildiğimiz Rasulü gönderinceye kadar, biz hep bu kötü durum ve tutumda idik. O Peygamber, bizi, bizim ve babalarımızın Allah’tan başka tapageldiği taştan, ağaçtan, altın ve gümüşten yapılmış putları bırakarak Allah’ın birliğine inanmaya ve yalnız O’na ibadet etmeye davet etti. Yine o Peygamber, doğru söylemeyi, emaneti sahibine vermeyi, akraba haklarını gözetmeyi, komşulara iyi davranmayı, haramlardan uzaklaşıp kan dökmekten geri durmayı bize emretti. Yine o, bizi her türlü çirkin, yüz kızartıcı söz ve işlerden, yalan söylemekten, yetim malı yemekten, iffetli kadınlara dil uzatmaktan ve iftira etmekten de men etti. Ayrıca, hiç bir şeyi kendisine eş ve ortak koşmaksızın, yalnız Allah’a ibadet etmeyi, namaz kılmayı, zekât vermeyi, oruç tutmamızı da bize emretti. Biz onu doğruladık ve ona iman ettik. Allah tarafından getirdiği şeylere göre, ona tâbi olduk. Bir ve Tek olan Allah’a ibadet ettik, O’na hiçbir şeyi ortak koşmadık. O’nun bize haram kıldığını haram, helal kıldığını helal kabul ettik. ”
İslam dinini anlattıktan sonra devam etti. Bunun üzerine kavmimiz bize düşman kesildi. Bizi dinimizden döndürmek, Yüce Allah’a ibadetten vazgeçirip putlara taptırmak, öteden beri kendi kendimize helal kılıp serbestçe işlediğimiz kötülükleri tekrar işletmek için, bizi işkenceden işkenceye uğrattılar. Onlar bize böylece galebe çalıp zulmettikleri, bizimle dinimiz arasına girdikleri ve baskılarını arttırdıkları zaman, biz senin ülkene sığınmak zorunda kaldık. Seni başkalarına tercih ile senin himayen ve komşuluğunda bulunmayı arzu ettik. Ey hükümdar! Biz senin yanında hiç bir zulme uğramayacağımızı umuyoruz![4]

4) Muâz b. Cebel (RA) Ey Allah’ın Peygamberi! Kendisiyle cennete girebileceğim bir amel söyle, başka bir şey sormayacağım deyince Rasûlullah (SAV): ” Çok güzel, çok iyi! Sen bana önemli bir soru sordun ve bu iş Allah’ın hayır murad ettiği kişiye kolaydır” buyurdu, bunu da üç kere tekrarladı. Böyle durumlarda Hz. Peygamber (SAV) iyi anlaşılsın diye sözünü üçkere tekrar ederdi. Şöyle buyurdu:
” Ölünceye kadar Allah’a ve ahiret gününe iman etmen, namaz kılman, Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmadan ibadet etmendir ki sen bu hal üzeresin” dedi. Daha sonra Rasûlullah (SAV), Muâz’a bu işin başından ve zirvesinden bahsetti:
” Bu işin başı, senin Allah’tan başka ilah olmadığına, O’nun ortağının bulunmadığına ve Muhammed’in de O’nun kulu ve Peygamberi olduğuna şehadet etmendir. Bu işin direği namaz kılmak ve zekat vermektir. Bu işin en tepesi de Allah yolunda cihaddır.
Peygamber (SAV), ” Ben namaz kılıncaya, zekat verinceye, Allah’tan başka ilah olmadığına ve O’nun ortağının bulunmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve Peygamberi olduğuna şehadet edinceye kadar, insanlarla mücadele etmekle emirolundum. Bunları yerine getirirlerse kurtulurlar ve cezaî bir hakkın alınması dışında canlarını, mallarını korumuş olurlar. Ahiretteki durumları Allah’a kalmıştır” buyurdu.[5]

5) Rasûlullah’ın (SAV) ashabından bir kişi, içinde tatlı su gözesi bulunan bir dağ yolundan geçmişti. Burası çok hoşuna gitti ve: ” Keşke, insanlardan ayrılıp şu dağ kısığında otursam fakat Rasûlullah’tan (SAV) izin almadan bunu asla yapamam” dedi. Sonra bu isteğini Rasûlullah’a (SAV) anlattı. Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
” Böyle bir şey yapma. Çünkü sizden birinin Allah yolunda çalışıp gayret sarf etmesi, evinde oturup yetmiş sene namaz kılmasından daha faziletlidir. Allah’ın sizi bağışlamasını ve cennete koymasını istemez misiniz? O halde Allah yolunda cihada çıkın. Kim devenin sağılacağı kadar bir süre Allah yolunda cihad ederse, mutlaka cennete girer.[6]

6) Bir adam, Peygamber’e (SAV): Ey Allah’ın Rasûlü! Bir adam Allah yolunda savaşmak istiyor ve aynı zamanda ganimet elde etmek istiyor, buna ne buyurursunuz? diye sordu. Rasûlullah (SAV) ” Onun için bir sevap yoktur” buyurdu. Sahâbiler bu cevaba karşılık soruyu üç kere sordurdular, her defasında aynı cevabı aldılar.[7]

7) Hırsızlık yapan birisi için Rasûlullah (SAV) şöyle buyurdu: ” Şunu iyi bilin ki, sizden önce insanları helâk eden şu olmuştur: Aralarında soylu bir kimse hırsızlık yaptığında ona dokunmazlardı. Fakat, güçsüz bir kimse hırsızlık yaptığında ona had cezası uygularlardı. Muhammed’in nefsi elinde olana yemin ederim ki eğer Muhammed’in kızı Fâtıma hırsızlık yapmış olsaydı and olsun onun dahi elini keserdim.”[8]

8) Hz. Peygamber’den (SAV) alacağı olan bir bedevi, Peygamber Efendimizi (SAV) borcunu ödemesi konusunda sıkıştırınca orda bulunan Sahâbiler de durumdan dolayı adama tepki gösterdiler. Bunun üzerine Peygamber (SAV) ashâbına: ”Hak sahibinin yanında yer almanız gerekmez miydi? dedi.” Havle bintKays’tan aldığı borçla bedeviye borcunu ödeyen Peygamber (SAV) şöyle buyurdu: ” Borcunu hakkıyla ödeyenler insanların hayırlılarıdır. İçindeki zayıfların, incitilmeden haklarını alamadıkları bir toplum iflah olmaz.”[9]

9) Hz. Peygamber (SAV) infâkta (Allah yolunda harcama) bulunmak üzere şöyle buyurdu: ” İslâm’da iyi bir çığır açan kimseye, bunun sevabı vardır. O çığırda yürüyenlerin sevabından da kendisine verilir. Fakat onların sevabından hiç bir şey noksanlaşmaz. Her kim de İslâm’da kötü bir çığır açarsa, o kişiye onun günahı vardır. O kötü çığırda yürüyenlerin günahından da ona pay ayrılır. Fakat onların günahından da hiçbir şey eksilmez.”[10]
10) Hakîm b. Hizâm (R.A.) şöyle dedi: Rasûlullah (SAV)’den mal istedim verdi. Bir daha istedim, yine verdi. Tekrar istedim, tekrar verdi. Daha sonra Rasûlullah (SAV) şöyle buyurdu: ” Ey Hakîm! Gerçekten şu mal çekici ve tatlıdır. Kim onu hırs göstermeksizin alırsa, o malda kendisine bereket verilir. Kim de ona göz dikerek hırs ile alırsa, o malın bereketi olmaz. Böylesi kişi, yiyip yiyip de bir türlü doymayan obur gibidir. Üstteki ( veren) el, alttaki (alan) elden daha hayırlıdır.” Bunun üzerine Hakîm ” Ey Allah’ın Rasûlü (SAV)! Seni hak din dile gönderen Allah’a yemin ederim ki, yaşadığım sürece senden başka kimseden bir şey kabul etmeyeceğim” dedi.[11]

11) Rasûlullah (SAV) şöyle buyurdu: ” Vallahi sizin benden sonra tekrar şirke dönmenizden hiç korkum yok. Ben asıl sizin dünyayı elde etmek için birbirinizle kapışıp kavga etmenizden korkuyorum.”[12]

12) Rasûlullah’ın cizye toplamak için görevlendirdiği EbûUbeyde b. el- Cerrâh’ın malla döndüğünü duyup mutlu olan Ensârı gören Rasûlullah (SAV) şöyle buyurdu: ” Sevinin ve sizi sevindirecek şeyler ümit edin. Allah’a yemin ederim ki, sizler için fakirlikten korkmuyorum. Fakat ben, sizden öncekilerin önüne serildiği gibi dünyanın sizin önünüze serilmesinden, onların dünya için yarıştıkları gibi sizin de yarışa girmenizden, dünyanın onları helâk ettiği gibi sizi de helâk etmesinden korkuyorum.”[13]

13) Hz. Ömer (R.A.) bir gün Rasûlullah’ın huzuruna çıktığında yaşadıklarını şöyle aktarmıştır: Hz. Peygamber’in üzerinde bir izardan (belden aşağı bedeni örtenelbise) başka bir şey olmadığını ve uzandığı hasırın vücudunun yan tarafında iz yaptığını gördüm. Yine, odasının bir kenarında bir ölçek kadar arpa ve biraz karaz (deri tabaklamada kullanılan selem ağacı meyvesi) gözüme ilişti. Henüz tabaklanmamış bir deriyi de asılı gördüm. Bu durum karşısında gözlerim yaşardı. Bunun üzerine Nebi (SAV): ” Seni ağlatan nedir, ey Hattâbın oğlu? ” diye sordu. “ Ey Allah’ın Peygamberi! Nasıl ağlamamayayım? Şu hasır senin vücudunun yan tarafında iz yapmış, şu dolapta yer alan yiyecekten başka da bir şey göremiyorum. Hâlbuki şu Kisrâ (İran Şahı) ve Kayser (Rum İmparatoru) çeşit çeşit nimetler içinde yüzüyorlar. Sen ise Allah’ın Peygamberi ve seçkin kulusun. Kilerin de işte şu gördüğüm şeyden ibarettir” dedim.
Hz. Peygamber (SAV): ” Ey Hattâb oğlu! Âhiret bize, dünyanın da onlara ait olmasına rıza göstermez misin?” buyurdu. Ben: Tabii ki rıza gösteririm” dedim.[14]

14) Rasûlullah (SAV) gördüğü göbekli bir adamın karnını işaret edip adama şöyle buyurdu: ” Eğer, şu karnındaki, karnında değil de başka bir yerde olsaydı, senin için daha hayırlı olurdu.”[15]

15) Rasûlullah (SAV), ibadette aşırıya gidenlerin sayısı çoğalınca şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Gücünüz yettiği kadar amel yapın. Sizler ibadetten usanıp bıkmadıkça Allah bıkmaz. Allah’a en sevimli amel, az da olsa sürekli olandır.”[16]

16) Hz. Osman kendisini Öldürmeye gelen kişiler karşısında, Hz. Peygamberin (SAV)’den işittiği şu sözler üzerine serin kanlılığını muhafaza ediyordu. Rasûlullah (SAV) ” Şu üç kişiden başka hiçbir Müslümanın kanının akıtılması helal değildir: 1. Müslüman olduktan sonra küfre dönen kimse; 2. Evli iken zina eden kimse; 3. Haksız yere adam öldüren kimse. Hz Osman: Vallahi cahiliye döneminde de Müslüman olduktan sonra da zina yapmadım. Allah bana bu dini nasip ettikten sonra dinimin yerine hiç bir din arzu etmedim ve hiçbir kimseyi de öldürmedim. Durum böyle iken ” beni niçin öldürmek istiyorlar” dedi.[17]

17) Rasûlullah (SAV) şöyle buyurdu: ” Birbirinizle hasetleşmeyin. Almayacağınız bir malın fiyatını müşteri kızıştırmak için arttırmayın. Birbirinize kin ve nefret beslemeyin. Birbirinize darılıp yüz çevirmeyin. Birbirinizin satışı üzerine başka biriniz satış yapmasın. Ey Allah’ın kulları, böylelikle kardeş olun. Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulüm ve haksızlık yapmaz, yardımı kesmez ve onu hakir görmez. “ Hz. Peygamber (SAV) üç defa göğsüne işaret ederek şöyle buyurdu: ” Takva buradadır Müslüman kardeşini hor ve hakir görmesi, bir kimseye şer olarak yeter. Her Müslümanın kanı, malı ve ırzı, başka Müslümana haramdır.”[18]

18) Rasûlullah (SAV)’ in ” Cennet ehlinden bir adam” dediği kişiyi, Abdullah b. Amr b. el-Âs takip etti ve amellerini öğrenmek için üç gece evinde misafir kaldı. Her kesten farklı ve çok bir ameli olduğunu görmeyince, Rasûlullah’ın (SAV) kendisi için ”cennet ehlinde bir adam” olduğunu söylemesinin amellerini anlayamayınca adama sordu: Sen bu müjdeye, mertebeye nasıl ulaştın? Adam: ” Ben Müslümanlardan hiç kimseyi aldatmam ve Allah’ın ona verdiği birşeyden dolayı da kıskanmam.” diye cevap verdi.[19]

19) Rasûlullah (SAV) Sa’d b. Ubâde’nin evinde yemek yedikten sonra ona şöyle dua etti: ” Yemeğinizi iyiler yesin, melekler duacınız olsun, evinizde hep oruçlular iftar etsin.”[20]

20) Hz. Osman b. Affân, Peygamber Efendimizin (SAV) kendilerine ilk öğrettiği dua Yunus Peygamber’in balığın karnında yaptığı dua olduğunu söylemiştir. ” La ilâhe illa entesübhanekeinnîküntüminezzâlimin.(Enbiya Suresi 21/87.) ( Senden başka ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten nefsine zulmedenlerden oldum. ” ” Rasûlullah (SAV) Bir Müslüman herhangi bir konuda bu kelimelerle dua ederse Allah onun duasını kabul eder.” Buyurdu.[21]

21) Rasûlullah (SAV) şöyle buyurdu: ” Müslümanın kardeşine 6 çeşit görevi vardır. Eğer bunları terk ederse, kardeşine karşı üzerine hak olan görevini yerine getirmemiş olur. 1. Kardeşiyle karşılaşınca selam verir. 2. Kendisini davet ettiği zaman davetine icabet eder. 3. Aksırdığı zaman ona teşmît eder ( Yerhamükallah diyerek rahmet okur.) 4. Hastalanınca onu ziyaret eder. 5. Öldüğü zaman cenazesinde bulunur. 6. Kardeşi kendisinden öğüt isteyince ona öğüt verir.[22]

22) Rasûlullah (SAV) aile fertlerinden biri hastalanınca sağ eliyle hastayı sıvazlar ve şöyle dua ederdi: ” Bütün insanların Rabbi olan Allah’ım! Bunun ıstırabını giderip şifa ver. Şifayı veren ancak sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Buna hiç bir hastalık izi bırakmayacak şekilde şifa ihsan et![23]

23) Adamın biri Peygamber’e (SAV): Ey Allah’ın Rasûlü! Benim akrabalarım var. Ben kendilerini ziyaret ediyorum, onlar bana gelip gitmiyorlar. Ben onlara iyilik yapıyorum, onlar bana kötülük ediyorlar. Ben onlara anlayışlı davranıyorum, onlarsa bana kaba davranıyorlar dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (SAV) şöyle buyurdu: ” Eğer dediğin gibi isen, onlara sıcak kül yutturmuş oluyorsun. Sen böyle davrandıkça, Allah’ın yardımı seninledir.”[24]

24) İbnÜmmüMektûm adında bir sahabiRasûlullah’a (SAV) : ” Ey Allah’ın Rasûlü! Ben, gözleri görmeyen ve evi mescite uzak olan bir kişiyim. Bana kılavuzluk yapmayan bir hizmetçim var. Namazımı evimde kılmamda ruhsat var mı? ” dedi. Hz. Peygamber:”Ezanı duyuyor musun? Diye sorunca ise: “Evet” cevabını verdi. Bunun üzerine Rasûlullah (SAV): ” Sana ruhsat bulamıyorum” buyurdu.[25]

25) Üsâme, Hz. Peygamber’in (SAV) şöyle buyurduğunu işitmişti: ” Kıyamet gününde bir adam getirilir ve cehenneme fırlatılır. Ateşte içindeki organları eriyip akar. Bu kişi tıpkı bir dolap beygiri gibi döner durur. Cehennemlikler onun etrafına toplanır ve: ” Hey sen ne yaptın da bu hallere düştün? Sen bize iyiliği emredip kötülüğü yasaklamaz mıydın?” Diye sorarlar. O da: ” Evet, ancak ben size iyiliği emrettiğim halde kendim yapmazdım. Size yasakladığım kötülükleri ise işlerdim” der.[26]

26) Hz. Peygamber’in (SAV), Muâz b. Cebel’e (R.A.) her namazın sonunda okumasını istediği ve hiç bırakmamasını tavsiye ettiği dua: ” Allah’ım! Seni anmak, sana şükretmek ve sana güzelce kulluk etmekte bana yardım et!”[27]

27) Hz. Ömer (R.A.) Râsulullah’ın (SAV) beş şeyden Allah’a sığınarak dua ettiğini ifade etmiştir: ” Allah’ım! Cimrilikten sana sığınırım, korkaklıktan sana sığınırım, kötü bir hayat sürmekten sana sığınırım, kalbin fitnesinden sana sığınırım ve kabir azabından sana sığınırım.”[28]

28) Halid b. Velîd( R.A.) Peygamber’e (SAV) : Ey Allah’ın Râsulü! Ben korkuyorum (geceleri) ve uyuyamıyorum dediğinde Râsulullah (SAV), yatağa yattığın zaman şu duayı oku, bu durumda sana zarar verilmez. Şeytanlar sana yaklaşamazlar buyurdu: ” Allah’ın gazabından, cezalandırmasından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinde ve bana yaklaşmalarından Allah’ın tam ve eksiksiz kelimelerine sığınırım. “[29]

29) Sahabeden biri: Ey Allah’ın Râsulü! Hangi Müslüman en üstündür? Diye sordu ve şu cevabı aldı: Dilinden ve elinden Müslümanların emniyette olduğu kimse.”[30]

30) Rasûlullah (SAV) şöyle buyurdu: ” En büyük günahı size haber vereyim mi? Allah’a şirk koşmak, anne ve babaya itaatsizlik etmektir. Bir de yalan söylemek, yalancı şahitlik etmektir.’’ Hz. Ebubekir (R.A.),Rasûlullah (SAV) bu son cümleyi o kadar çok tekrarladı ki, galiba susmayacak dedim.[31]

31) Hz. Peygamber’in (SAV), görevlendirdiği zekat memuru görevden dönünce, Hz. Peygamber’e (SAV) gelip: ‘ Ey Allah’ın elçisi bunlar sizindir, bunlarda bana hediye olarak verildi’ dedi. Hz. Peygamber (SAV) adama: ” Anne ve babanın evinde oturup bekleseydin bunlar sana yine hediye edilir miydi, edilmez miydi?” Dedi. Ve daha sonra, namazdan sonra şöyle buyurdu: Bizim görevlendirdiğimiz memura ne oluyor da gelip: ‘ bu sizin toplamam için beni görevlendirdiğiniz mal ve paradır. Bu da bana hediye olarak verilmiştir’ diyebiliyor. Muhammed’in nefsini elinde bulundurana yemin ederim ki ümmetin malından bir şeyi haksız alan kimse Kıyamet Günü’nde bunu boynunda taşıyarak gelir. Bu mal bir deve ise böğürerek gelir, bir sığır ise böğürerek gelir, bir koyun ise meleyerek gelir. Ben size tebliğ ettim. “[32]

32)Rasûlullah (SAV) şöyle buyurdu: ” Sözün en hayırlısı Allah’ın Kitabı’dır. Yolların en hayırlısı Muhammed’in (SAV) yoludur. İşlerin en kötüsü, sonradan ortaya çıkarılmış olan bid’atlerdir. Her bid’at dalâlettir, sapıklıktır.”[33]

33) Hz. Ebû Bekir (R.A.) halife seçildiğinde insanlara okumuş olduğu bir hutbesinde ağlayarak şöyle dedi: Peygamber (SAV), geçen sene benim şu durduğum yerde durmuş ve şöyle buyurmuştu” Allah’tan bağışlanma ve afiyet istiyorum. Zira insanlara, imandan sonra afiyettendaha üstün hiç bir şey verilmemiştir. Doğruluktan ayrışmayın. Çünkü doğruluk cennettedir. Yalandan kaçının. Çünkü yalan fücûrla (ahlaksız ve günah davranışlarla) beraberdir, onların ikisi de ateştedir. Birbirinizle ilişkilerinizi kesmeyin. Birbirinize kin beslemeyin. Birbirinizi kıskanmayın. Bir birinize sırt çevirmeyin. Yüce Allah’ın emrettiği şekilde kardeş olun.”[34]

34) Hz. Ömer (R.A.) bir konuşmasında şöyle demiştir: ‘ Ey Müslümanlar! Savaşta öldürülen bir kişi için ” Falan adam şehit oldu” ya da “Falan adam şehit edildi” demeyin. Çünkü belki de o adamın gayesi ticaret yapmaktı ve bunun içinde bineğinin terkisini altın veya gümüşle doldurmuştu. Fakat savaşta öldürülenler için, Hz. Peygamber’in (SAV) buyurduğu gibi: ” kim Allah yolunda öldürülür veya ölürse o cennettedir” deyin.[35]

35) Hz. Osman (R.A.) bir hutbede şöyle demiştir: ‘Sakın sanat sahibi olmayan cariyeleri kazanca zorlamayın. Siz onları böyle bir yükümlülük altına soktuğunuzda, zina ederek kazanç elde etmeye çalışacaklardır. Sakın küçük yaştaki çocukları kazanca zorlamayın. Çünkü onlar bir kazanç elde edemeyince hırsızlık yapacaklardır. İffetli olun. Zira,Allah sizi iffetli kılmıştır. Yiyeceklerin temiz (helal) olanlarını araştırıp yemelisiniz.’[36]

[1]M. Yusuf Kandehlevi, Hayâtu’s- Sahâbe, Beka Yayıncılık, İstanbul, 2013, s.719.

[2]Hayâtu’s SahâbeS:153/No: 103Ravi (rivayet eden) Hz. Âişe (R.A.), Kaynak; Buhari, Müslim, Nesâî, İbnMâce

[3]Hayâtu’s SahâbeS:156/No: 109 Ravi (rivayet eden) EbûHureyre (R.A.), Kaynak; Buhari, Müslim.

[4]Hayâtu’sSahâbe, S:175-180/No: 131Ravi (rivayet eden) Peygamberimiz’ in eşi Ümmü Seleme bintEbiÜmeyye b. el-Mugire (R.A.), Kaynak; Ahmet b. Hanbel, Heysemi.

[5]Hayâtu’sSahâbe, S:213-214/No: 158 Ravi (rivayet eden) Muâz b. Cebel (R.A.), Kaynak; Ahmet b. Hanbel, İbnMâce, Hâkim.

[6]Hayâtu’sSahâbe, S:213-214/No: 158Ravi (rivayet eden) Ebu Hureyre (R.A.), Kaynak; Tirmizi, Elbâni,Ahmet b. Hanbel.

[7]Hayâtu’sSahâbe, S:236/No: 187Ravi (rivayet eden) Ebu Hureyre (R.A.), Kaynak; Ebû Davud, Buhari, Müslim, Nesâî.

[8]Hayâtu’sSahâbe, S:300-301/No: 260 Ravi (rivayet eden) Urve b. ez-Zübeyr(R.A.), Kaynak; Ebû Davud, Buhari, Müslim, Tirmizî,Nesâî, İbnMâce, Ahmed b. Hanbel.

[9]Hayâtu’sSahâbe, S:302-303/No: 262Ravi (rivayet eden) Ebû Saîd el- Hudrî (R.A.), Kaynak; İbnMâce, Ebû Davud, Buhari, Müslim, Nesâî.

[10]Hayâtu’sSahâbe, S:310/No: 267Ravi (rivayet eden) EbûAmrCerîr b. Abdullah (R.A.), Kaynak; Müslim, Nesâî.

[11]Hayâtu’sSahâbe, S:342/No: 428 Ravi (rivayet eden) Hakîm b. Hizâm (R.A.), Kaynak; Buhâri, Müslim, Tirmizî, Nesâî, İbnMâce.

[12]Hayâtu’sSahâbe, S:342/No: 318Ravi (rivayet eden) Ukbe b. Âmir (R.A.), Kaynak; Buhâri, Müslim,

[13]Hayâtu’sSahâbe, S:344/No: 319Ravi (rivayet eden) Amr b. Avf el- Ensârî (R.A.), Kaynak; Buhâri, Müslim, Tirmizî, İnbMâce.

[14]Hayâtu’sSahâbe, S:350/No: 330Ravi (rivayet eden) Ömer b. el- Hattâb (R.A.), Kaynak; İnbMâce.

[15]Hayâtu’sSahâbe, S:353/No: 340 Ravi (rivayet eden) Ca’de (R.A.), Kaynak; Ahmed b. Hanbel, Heysemî.

[16]Hayâtu’sSahâbe, S:372-373/No: 372Ravi (rivayet eden) Hz. Aişe (R.A.), Kaynak; Buhârî, Müslim, Ebû Davud, ibnMâce, Nesaî, Ahmed b. Hanbel.

[17]Hayâtu’sSahâbe, S:372-373/No: 372Ravi (rivayet eden) Hz. Aişe (R.A.), Kaynak; Ebû Davud, ibnMâce, Nesaî, Tirmizi, Ahmed b. Hanbel, Dârimî.

[18]Hayâtu’sSahâbe, S:387/No: 402Ravi (rivayet eden) EbûHureyre (R.A.), Kaynak; Müslim, Buhâri, Ebû Davud, ibnMâce, Tirmizi.

[19]Hayâtu’sSahâbe, S:395/No: 416Ravi (rivayet eden) Enes b. Mâlik (R.A.), Kaynak; Ahmed b. Hanbel, Heysemî.

[20]Hayâtu’sSahâbe, S:395/No: 416 Ravi (rivayet eden) Enes b. Mâlik (R.A.), Kaynak; Ahmed b. Hanbel, Heysemî.

[21]Hayâtu’sSahâbe, S:421-422/No: 475 Ravi (rivayet eden) Sa’d b. EbûVakkâs (R.A.), Kaynak; Ahmed b. Hanbel, Heysemî, Hâkim.

[22]Hayâtu’sSahâbe, S:429/No: 490Ravi (rivayet eden) Abdurrahman b. Ziyâd b. En’um el İfrıkî’nin babası (R.A.), Kaynak; Müslim, Buhâri, Ebû Davud, ibnMâce, Tirmizi, Ahmed b. Hanbel.

[23]Hayâtu’sSahâbe, S:435/No: 504Ravi (rivayet eden) Hz. Âişe (R.A.), Kaynak; Müslim, Buhâri, Ebû Davud, ibnMâce, Tirmizi.

[24]Hayâtu’sSahâbe, S:444/No: 527Ravi (rivayet eden) EbûHureyre (R.A.), Kaynak; Müslim, Buhâri, Ahmed b. Hanbel.

[25]Hayâtu’sSahâbe, S:556/No: 731Ravi (rivayet eden) İbnÜmmüMektûm (R.A.), Kaynak; Ebu Davud, İbnMâce, Müslim, Nesâi, Buhâri, Ahmed b. Hanbel.

[26]Hayâtu’sSahâbe, S:606/No: 833Ravi (rivayet eden) EbûVâil (R.A.), Kaynak: Müslim, Buhâri, Ahmed b. Hanbel.

[27]Hayâtu’sSahâbe, S:660/No: 949Ravi (rivayet eden) Muâz b. Cebel (R.A.), Kaynak: Ebû Davud, Nesâî, Tirmizi.

[28]Hayâtu’sSahâbe, S:683/No: 91009)Ravi (rivayet eden) Amrb. Meymûn (R.A.), Kaynak: Nesâî, İbnMâce, Ahmed b. Hanbel.

[29]Hayâtu’sSahâbe, S:684/No: 1011Ravi (rivayet eden) Halid b. El-Velid (R.A.), Kaynak: Ahmed b. Hanbel, Ebû Davud, Tirmizî.

[30]Hayâtu’sSahâbe, S:703/No: 1036Ravi (rivayet eden) Abdullah b. Amr (R.A.), Kaynak: Ahmed b. Hanbel.

[31]Hayâtu’sSahâbe, S:704/No: 1037Ravi (rivayet eden) Hz. Ebû Bekir (R.A.), Kaynak: Buhârî, Müslim,Tirmizi.

[32]Hayâtu’sSahâbe, S:708/No: 1045Ravi (rivayet eden) EbûHumeyd es Sâidî(R.A.), Kaynak: Buhârî, Dârimî.

[33]Hayâtu’sSahâbe, S:717/No: 1061Ravi (rivayet eden) Câbir (R.A.), Kaynak: Müslim, İbnMâce, Dârimî, Ahmed b. Hanbel.

[34]Hayâtu’sSahâbe, S:718/No: 1063Ravi (rivayet eden) Evsat el-Becelî (R.A.), Kaynak: Ahmed b. Hanbel.

[35]Hayâtu’sSahâbe, S:720/No: 1065Ravi (rivayet eden) Ebu’l- Acfâ es-Sülemî (R.A.), Kaynak: Ahmed b. Hanbel, Tirmizî, Ebû Davud, Nesâî, ibnMâce, Dârimî.

[36]Hayâtu’sSahâbe, S:726/No: 1079)Ravi (rivayet eden) Ebû Süheyl’ in babası Mâlik (R.A.), Kaynak; Mâlik, İsti’zân.

Birşeyler Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir